Dünden Bugüne Ülkemizde Çevirini Gelişimi

Dünden Bugüne Çevirinin Gelişimi

Geçmişten günümüze iletişim her zaman hayatımızın önemli bir parçası olmuştur. Birbirimize dertlerimizi anlatmak, birbirimizden nasıl olduğundan haberdar olmak ya da toplumsal açıdan bakacak olursak diğer toplumların durumlarından haberdar olmak ve kültürler arası iletişimi sağlamak her zaman hayati önem taşımıştır.

Ancak konu birbirinden farklı dilleri konuşan insanların, birbirlerinden farklı dilleri konuşan toplumların ve kültürlerin iletişim kurmasına geldiğinde zaman zaman bu iletişim kurma sürecinde pürüzler ortaya çıkabilmektedir. Sizin bilmediğiniz başka bir dili konuşan bir kişiyle veya kurumla iletişim kurmak durumunda kaldığınızda ya da aşina olmadığınız bir kültürde yaşanan gelişmeleri toplum olarak takip etmek istediğinizde zaman zaman zor durumlarda kalınabilir. Bu durumda imdadınıza yetişecek olan şey çeviridir.

Tarih boyunca çeviriye ihtiyaç duyulmuş, en eski tarihlerden bu yana insanlık çeviriyle ilgilenmiştir. Ülkemizde, yaşadığımız coğrafyada da çeviriye yöneltilen ilgi bilinen bir gerçektir. Gelin sizlerle dünden bugüne çeviride kat edilen mesafeyi kavrayalım.

 

Türk Tarihinde Çeviri

Tarih boyunca birçok kültürce önem atfedilen çeviri kendi coğrafyamızda da oldukça değer gören bir uygulama olmuştur. Çeviri araştırmacılarının ve tarihçilerin bu konuda birçok araştırması olmuştur. Yapılan araştırmalar ve tarihçilerin ifadeleri göstermektedir ki Anadolu Selçuklu Devleti hem yazılı hem de sözlü çeviri yapan tercüman adını verdikleri üst düzey bir görevliye sahipti.

Tercümanlar diğer devletlerle olan dış yazışmaları yürütüyor, görüşmelerde aracılık ediyordu. Bu uygulama Osmanlı Devleti’nde de devam etmiştir. Çok uluslu bir yapıda büyük bir imparatorluk olan Osmanlı Devleti’nin ise böyle çok uluslu yapıda olmasının bir getirisi olarak çeviriye büyük önem yüklemesi beklenebilir bir durumdur.

Osmanlı kaynaklarına bakıldığında kayıtlarda adı geçen ilk tercüman 1479’da Osmanlı Devleti adına Venedik’e gönderilmiş olan Lütfi Beydir. Sarayda itibar gören bir makam olarak saray tercümanlığı görevi ilk olarak Fatih Sultan Mehmet döneminde oluşturulduğu düşünülmektedir.

Bu makamın ağırlık ve önemi 16. yüzyıldan itibaren giderek yoğunlaşan diplomatik ilişkilerle birlikte giderek artmıştır. 18. yüzyıla gelindiğinde ise Osmanlı İmparatorluğu bünyesindeki tercümanların etkinlik gösterdikleri dört ana alan vardı. Bunların arasında Divan-ı Hümayun, mahkemelerde ve devletle halk arasında gelişecek iletişimin tümü için gerekli olan eyalet tercümanlığı, ordu ve eğitim kurumları, yabancı elçilik ve konsolosluklar bulunmaktaydı.

16. ve 17. yüzyıla kadar geçen dönemde saray tercümanlığı görevini müslüman Osmanlı vatandaşları üstlenirken 18. yüzyıla gelindiğinde bu görevi Fenerli Rum aileler üstlenmeye başlamıştır. Aynı şekilde 17. yüzyıldan itibaren Batılı ülkeler kendi vatandaşlarını ya da hıristiyan Osmanlı vatandaşlarını elçiliklerde çalıştırmak ve diplomatik temaslarda görevlendirmek amacıyla tercüman yetiştirmeye yönelik okullar kurdular.  Bu okulların verdikleri mezunlara dil oğlanları (giovanni di lingua) denilmekteydi.

 

Cumhuriyet Döneminde Çeviri

Osmanlıda Noterlik - Noterliğin Tarihçesi

Cumhuriyet döneminde çeviri konusunun ilgi görmeye başlaması 1939 yılında düzenlenen Birinci Türk Neşriyat Kongresi ile birlikte oldu. Kongrede devlet himayesinde bir Tercüme Bürosu’nun kurulması yönünde karar alındı ve bu büro 1940 yılında faaliyetlerine başlamış oldu. “Dünya Edebiyatından Tercümeler” adında bir yapıtı dilimize kazandıran Tercüme bürosu bu başlık altında “Okul Klasikleri” ve “Devlet Konservatuarı Yayınları” gibi genel diziler ile ülke edebiyatlarına yönelik “Rus Edebiyatı” , “İngiliz Edebiyatı” gibi diziler yayınladı.

Tercüme Bürosu 1940- 1946 yılları arasında 467 yapıtın dilimize çevrilmesini sağladı. 1940’ta 10 kitap ile başlayan bu serüven katlanarak arttı ve 1946 yılında 143 kitap dilimize kazandırıldı. Bu 6 yıllık süreçte genellikle Yunan ve Latin klasiklerine öncelik verilmişti; ancak bu 467 eserden 23’ü de Arapça ve Farsça eserlerin çevirisiydi. 1946’dan sonraki dönemde ise ülkedeki siyasi ortamın değişmesi nedeniyle Tercüme Bürosu’nun çevirdiği eserlerde de birtakım değişiklikler oldu. 1966 yılında kapatılan Tercüme Bürosu ikinci ve daha sonraki baskılar da dahil olmak üzere ardında 1247 eser çevirisi bırakmış oldu.


Bu Yazıyı Beğendiz mi?
1 Oy2 Oy3 Oy4 Oy5 Oy (Bu yazıyı ilk siz beğenmek ister misiniz?)
Loading...